Kadının erkeği üzerindeki hakları nelerdir?,kadının kocası üzerindeki hakları nelerdir?,dini yönden kadının kocası üzerindeki hakları,karı koca hakları nelerdir,islamda kadının kocası üzerindeki hakları,kadının kocası üzerindeki cinsel hakları



Kadının, Kocası Üzerindeki Hakları:

Bu haklar, mehir ve nafaka gibi mali haklarla, malî olmayan haklar olarak iki kısımdır. Mali haklarla ilgili açıklamalar daha önce zikredildi. Mali olmayan haklar şunlardır;

1. Hanımıyla güzel geçinmeli, ona iyi davranmalıdır:

Erkek, hanımına eziyet etmemeli, gücü yettiği halde onun haklarını görmezden gelmemelidir. Hanımına sıcak davranmalı, güler yüzlü ve neşeli olmalıdır. Bu konuda esas alınan nasslar şunlardır;

Yüce ALLAH; 'Hanımlarla iyi geçinin [610] 'Erkeklerin kadınlar üzerindeki haklan gibi, kadınların da erkekler üzerinde bir takım iyi davranışa dayalı haklan vardır [611] buyurmuştur.

Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem); 'Sizin hayırlı olanlarınız, hanımlarına iyi davrananlardır; Aranızda ailesine en iyi davranan benim [612] buyurmuştur. İyi geçinmek güzel davranmak' ifadesi, bütün haklan ku*şatan genel bir tanımlamadır. Bu ifadeden sonra zikredeceğimiz her şey bunun bir kısmını açıklamaktan ibaret olacaktır. Daha fazla özen gösterilmesi ve dikkat edilmesi için bu konuda bazı şeyleri zikredeceğiz. Bunlar;

2. Hanımlara nazik olunmalı, onlara ilgi gösterilmeli ve -kü*çük yaşta iseler- yaşlarının küçüklüğü dikkate alınmalıdır:

Bu konuda Rasuluilah (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir eş olarak erkekler için en güzel örnektir. Aişe (radiyallâhu anhâ) an*latıyor; 'Bir gün Rasuluilah (sallallâhu aleyhi ve sellem)'i odamın kapısında gördüm. Habeşliler ise mescitte [harbeleriyle] oynu*yorlardı. Rasuluilah (sallallâhu aleyhi ve sellem) oynamalarını seyretmem için beni elbisesiyle örtmüştü. Ben ayrılıncaya kadar bakmaya devam ettim. Genç kızların, eğlenceye olan düşkünlük*lerini dikkate alınız.[613]

Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Âişe (radiyallâhu anhâ)'yi koşu yarışına davet ederek; 'gel seninle yarışa*lım» demiştir. Yarışta Aişe validemiz kazanmıştı. Aişe validemiz şişmanladıktan sonra ikinci defa yarışmışlar ve Peygamberimiz (sallallâhu aieyhİ ve sellem) kazanmıştı. Gülümseyerek Aişe vali*demize; «bu, ilk yarışa karşılık oldu» demişti. [614]

Aişe (radiyallâhu anhâ) anlatıyor; 'Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in yanında (pamuktan yapılmış oyuncak) be*beklerle oynardım. Benimle birlikte oynayan kız arkadaşlarım vardı Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) girdiğinde, utanır saklanırlardı. O da, onları bana gönderirdi.[615]

3. Hanımıyla birlikte gece sohbetleri yapmalı, onu dinlemeli ve onunla konuşmalıdır:

İşte Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)! Oturmuş, Müminlerin annesi Aişe (radiyallâhu anhâ)'yi dinliyor. Ona, eşlerinin hiçbir haberini gizlememek üzere anlaşmış kadınların olayını anlatıyor. Bu Ummü Zer'in rivayet ettiği hadistir. Uzun olmasına rağmen, Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bıkkınlık göstermeksizin onu dinliyor.

Aişe (radiyallâhu anhâ) anlatıyor; '(Bir zamanlar) on bir ka*dın bir yerde oturdu. Kocalarının hallerinden hiçbir şeyi gizleme*den birbirlerine anlatacaklarına dair sözleştiler.

Birinci kadın: 'Benim kocam, sarp dağ başında cılız bir deve etidir. Kolay değil ki, çıkılsın; semiz değil ki taşınsın!' dedi.

İkinci kadın: 'Kocamın halini açığa çıkarıp yayamam. Çünkü korkarım ki, onu(n hallerini bitirmeden) bırakamam. Onun fena*lıklarını sayacak olsam, gizli-açık her halini sayıp dökmek zorun*da kalırım. Bu(nları anlatarak bitirmek) ise imkânsızdır' dedi.

Üçüncü kadın: 'Benim kocam, aklı kıt bir insandır. Konuşur*sam boşanırım, susarsam (kocamdan) uzak düşerim [616] dedi.

Dördüncü kadın: 'Kocam, (Necid çölünün) gece hayatı gibi*dir. Ne sıcaktır, ne soğuk! Ne korkulur, ne de bıkılır!' dedi.[617]

Beşinci kadın: 'Kocam girdiğinde pars gibidir; Çıktığında as*lan gibidir. Evdeki masrafı sormaz' dedi.[618]

Altıncı kadın: 'Kocam oburdur. Yemek yerse silip süpürür, içerse su kabını kurutur, yatarsa yorganına sarılır, üzüntümü gi*dermek için elini elbiseme bile sokmaz!' dedi.[619]

Yedinci kadın: 'Kocam, iktidarsızdır -veya aptal- bir kimse*dir. İşleri üzerine yığılır. Her dert onu bulur. Ya başını yarar, ya kolunu kırar, ya da ikisini birden yapar!' dedi.

Sekizinci kadın: 'Kocama dokunuş, tavşana dokunuş gibidi-r(yumuşacıktır). Kokusu, zâferan kokusu gibidir (hoş kokar).

Dokuzuncu kadın: 'Kocamın evi yüksek direklidir, kılıcının kını uzundur, ocağının külü çoktur, evi de İnsanların toplantı ye*rine yakın bir kimsedir' dedi.[620]

Onuncu kadın: 'Kocam(ın adı), Mâlik'dir. Hem de ne Mâlik! Mâlik bunlardan [621] çok daha hayırlıdır. Onun devesi çoktur ama yayılacak yeri azdır [622] Ud sesini işittiklerinde kesinlikle boğazla*nacaklarını anlarlar.

Onbirinci kadın: 'Kocam Ebû Zerdir.[623] Kocam Ebû Zer iyi huylu bir kimsedir! Ziynetten kulaklarımı şakırdattı. Pazıları*mı tombullaştırdı. Beni sevindirdi. Benim de gönlüm ferah oldu. Beni 'Şık' denilen dağ başında küçük bir koyun sürücüğü olan bir kabile içerisinde buldu. Sonra beni atları kişner, develeri böğü-rür, ekinleri sürülüp taneleri ayrılan, mutlu bir aileye kattı. Onun yanında ne konuşursam konuşayım azar İşitmem. Uyurum, sa*bah olunca da uyurum.[624] (Bol bol süt) içerim, artık içecek halim kalmaz.[625] Ebû Zer'in annesine gelince; Ebû Zer annesi iyi huy*lu bir kadındır! Ambarlan büyük, evi geniştir. Ebû Zer'in oğluna gelince; Ebû Zer'in oğlu, iyi huylu bir kimsedir! Yatağı soyulmuş hurma lifi gibidir. Onu, ancak bir kuzunun budu doyurur. Ebû Zer'in kızına gelince; Ebû Zerin kızı, iyi huylu bir kızdır! Annesine ve babasına İtaatkârdır. O dilber kızın vücudu, elbiseyi doldurur. Güzelliği, akranlarını kıskandırır. Ebû Zer'in cariyesine gelince; Ebû Zer'in cariyesi, sadakatli bir cariyedir! Aile sırlarımızı (ortalı*ğa) yaymaz. Evimizin azığını döküp saçmaz. Evimizi de kuş yu*vasına çevirmez, (temiz tutar). Tulumlarımızda süt çalkalanırken Ebû Zer çıkıp gitti. Yolda bir kadına rastladı. Kadının yanında pars gibi (çevik) iki çocuğu vardı. Bu iki çocuk, kadının böğrünün altındaki memeleriyle oynuyorlardı. (Kocam bu kadını sevmiş, bu sebeple) hemen beni boşayıp onunla evlendi. Ben de ondan sonra eşraftan bir adamla eviendim. Yürüyüşü iyi olan ata biner. Eline 'Hattı' türü mızrak alır. Evime birçok deve getirir. Bana her hayvandan bir çift verip: 'Ey Ümmü Zer! Akrabana da ver!' der*di. Ama onun bana verdiği her şeyi toplasam Ebû Zer'in kapları*nın en küçüğünü bile doldurmaz' dedi.

(Kadınların konuşmalarını anlattıktan sonra) Âişe (radiyal-lâhu anhâ), Rasulullah (salhUâhu aleyhi ve selîem)'in kendisine şöyle dediğini söylüyor; «Ey Âişe! Ben senin için, Ummü Zerrin yanındaki Ebû Zer gibiyim» [626]

4. Erkek hanımına dinini öğretmeli, ALLAH'a ve Rasulüne ita*ate teşvik etmelidir:

Erkeğin hanımına iyi davranması, onunla güzel geçinme*si, şefkatli ve merhametli olması istendiği gibi, onu eğitmekten kaçınmaması, Yüce ALLAH'a itaate teşvik edip yönlendirmesi de istenir. Nitekim Sânı Yüce ALLAH; 'Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyunuz [627] bu*yurmuştur.

Ümmü Seleme (radiyallâhu anhâ) anlatıyor; 'Bir gece Pey*gamber (sallallâhu aleyhi ve seiîem) uyandı ve; «Subhanaüah! Bu gece ne de çok fitneler indirildi! Ne de çok hazineler açıldı! Odalarda bulunanları uyandırın, dünya da giyih olanların birço*ğu âhirette çıplak kalacaktır!» buyurdu.[628]

Ebû Hureyre (radiyalîâhu anh) anlatıyor; 'Rasulullah (sal*lallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki; «Gece kalkıp namaz kılan ve hanımım namaza kaldıran, kalkmadığında yüzüne su serpen adama, ALLAH merhamet etsin! Gece kalkıp namaz kılan ve koca*sını namaza kaldıran, kalkmadığında yüzüne su serpen kadına, ALLAH merhamet etsin!.[629]

5. ALLAH'ın şeriatına aykırı olmadığı sürece, erkek hanımının bazı kusurlarını görmezden gelmelidir:

Bunu bize Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) tav*siye etmektedir. Ebû Hureyre (radiyallâhu anh) anlatıyor; 'Ra*sulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem); «Mümin bîr erkek, Mümin bir kadına buğz etmesin. Çünkü onun bir huyunu beğenmezse başka bir huyunu beğenir» buyurdu.[630]

6. Hanımının yüzüne vurarak veya ona çirkin sözler söyleye*rek onu incitmemelidir: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem); Yüze vur*mayın ve çirkin sözler söylemeyin.[631] 'Köle döver gibi, hiçbi*riniz hanımını dövmesin! (Önce dövüp) sonra da gün sonunda onunla cinsel ilişkide (mi) bulunacak! [632] buyurmuştur.

Peygamberimiz {sallallâhu aleyhi ve sellem) hanımlarını döv-mezdi. Âişe (radiyallâhu anhâ) anlatıyor;

Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve seUemj'm ne hizmetçisine, ne de hiçbir hanımına hiç vurduğunu görmedim. ALLAH yolunda kendisine karşı konulmaya çalışılması -cihad- dışında asla eliyle bir şeye vurmamıştır.[633]


Hatırlatma:


Eşinin meşru isteklerine itaat etmeyen, geçimsizlik çıkaran kadınların, âyet-i kerîme'de belirtildiği şekilde hafifçe dövülmesi caizdir. Bu konuda Yüce ALLAH şöyle buyurmuştur; 'Baş kaldır*masından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezse hafifçe) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü ALLAH yücedir, büyüktür.[634] Bu âyete göre, hanımların dövülmesi dört şartla caizdir;

I. Hanımların haksız oldukları sabit olduktan sonra, öncelikle nasihat edilmelidir.

II. Nasihatten sonuç alınamadığında, yatakta yalnız bırakıl*malıdır.

III. Bundan da sonuç alınamadığında, bir yerinin kırılma*sı, morarması, şişmesi gibi vücuduna zarar gelmeyecek şekilde kaba etlerine vurulması caizdir. Bunda amaç kadının kibir ve gu*rur yapmasını önlemektir.

VI. Kadının eşine itaat etmeye başlaması durumunda, hiçbir surette ona vurulması ve kaba davranılması caiz değildir.

7. Darıldığında evi terk etmemesi -ayrı kalmak istediğinde evin içinde odasını ayırması, onu terk edip gitmemesi-:

Peygamberimiz (sallaliâhu aleyhi ve sellem}; '...Yüze vur*ma, kötü söz söyleme ve evin dışında (onu) terk etme [635] buyur*muştur. Serî bir maslahat olması durumunda, tavır anlamında evden ayrılmak caizdir. Nitekim Peygamberimiz (sallaliâhu aleyhi ve sellem) evin dışında bir ay hanımlarından ayrı kalmıştır. Bu konu ilâ' bölümünde anlatılacaktır. -İnşaallah.

8. Hanımına dürüst davranmalıdır:

Erkek, hanımını haramlardan korumak için ona olan sev*gisini sık sık dillendirmelidir. Peygamberimiz {sallaliâhu aley*hi ve sellem); 'Osman bin Maz'ûn kendisini tamamen ibadete adadığında, onun üzerinde ailesinin de hakkının bulunduğunu hatırlatmış ve şöyle buyurmuştur; «Hiç şüphesiz ailenin de senin üzerinde hakkı vardır» [636]

9. Fitne korkusu bulunmadığında, namazları camide cema*atle kılmak istediğinde veya akrabalarını ziyaret etmek istediğin*de hanımına izin vermelidir: Bununla ilgili açıklamalar 'namaz' konusunda zikredilmişti.

10. Hanımının sırlarını ve ayıplarını başkalarına anlatmama-hdır: Erkeğin hanımı üzerindeki hakları konusunda bununla ilgili açıklamalar geçmişti.

11. Hanımının ve çocuklarının ihtiyaçlarını ve nafakalarını -gücü nispetinde- karşı!amalidir:

Hanımının ve çocuklarının yemek, giyim ve barınma ihti*yaçlarının -gücü nispetinde- erkek tarafından karşılanması gere*kir. Çünkü Yüce ALLAH; '...Onların beslenmesi ve giyimi iyilikle babaya aittir.[637] buyurmuştur. Bu nedenle kadın, kocasının nafakasını karşılamaması durumunda, kocasının malından ihti*yacını -aşırılığa ve israfa kaçmadan- habersizce alması caizdir. 'Ebû Süfyân'ın hanımı Hind, Peygamber (sallaliâhu aleyhi ve sellemYe geldi ve; «Yâ Rasulullah! Ebû Süfyân cimri bir adam*dır. Bana ve çocuklarıma yeterli nafakayı vermemektedir. Bu nedenle onun malından, ondan habersiz almaktayım. Bundan dolayı bana günah olur mu?» diye sordu. «Kendine ve çocukla*rına yetecek kadarını, maruf bir şekilde [638] onun malından ali» buyurdu.[639]


Hatırlatma:


Aşırı isteklerde bulunarak kadın, kocasına zulmetmemelidir. Aza razı olmasını ve kanaatkar davranmasını bilmelidir. Özellikle, maddi imkânsızlıklar ve elinin dar olduğu zamanlarda kocasına anlayış göstermelidir. Rasulullah (sallaliâhu aleyhi ve sellem)'in vasiyetine bağlı kalmalıdır. 'Sizden daha aşağıda olanlara bakın! Sizin üstünüzde olanlara bakmayın! Bu, ALLAH'ın nimetini kü-çümsememenize daha uygundur.[640]

12. Hanımının kendisi için süslenip hazırlandığı gibi, erkek de hanımı için hazırlanmalı ve kılık kıyafetine dikkat etmelidir:

İbn Abbâs (radiyallâhu anh) anlatıyor; 'Eşimin benim için süslenmesinden hoşlandığım gibi, hanımım için süslenmekten/ hhk-kıyafetime dikkat etmekten hoşlanmaktayım. (Çünkü Yüce ALLAH 'Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde birtakım iyi davranışa dayalı hakları vardır.[641] buyurmuştur.

13. Erkek hanımı hakkında hüsnü zanna/güzeî düşüncelere sahip olmalıdır:

Yüce ALLAH şöyie buyurmuştur; 'Erkek ve kadm Müminlerin, o iftirayı işittiklerinde kendi vicdanları ile hüsn-ü zanda bulunup; «bu apaçık bir iftiradır» demeleri gerekmez miydi? [642] 'Ey iman edenler! Zandan çokça kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin.[643]

Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem); 'herhangi biri*niz uzun süre ayrı kaldığında, ailesinin yanma gece ansızın gel*mesin [644] buyurmuştur.

Erkek, hanımı hakkında hüsnü zan beslemekle birlikte, mu*hafazakâr ve ihtiyatlı olmalı, fitne ve fesada neden olabilecek şeylerden uzak durmalı ve şeriata aykırı davranmamalıdır.

'Hâşim oğullarından birkaç kişi Esma binti ömeys'in yanına girmişlerdi. [Erkek misafirler orada iken] kocası Ebû Bekir Sıd-dîk gelmiş ve bu durumu hoş karşılamamıştı. Sonra bu konuyu, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve seUemj'e anlatmış «girdiğimde hayırdan başka bir şey görmedim» demişti. Bunun üzerine Rasu*lullah (sallallâhu aleyhi ve sellem); «Hiç kuşkusuz ALLAH, Esmâ'yı (kötülüklerden) beri kılmıştır» dedikten sonra, minbere çıkarak; «Bu günümden sonra hiçbir adam, beraberinde bir veya iki kişi olmadan, kocası evde bulunmayan bir kadının yanma girmesin» buyurmuştur.[645] Hadisten anlaşıldığı gibi, Peygamberimiz (sal*lallâhu aleyhi ve sellem), Esma hakkında hüsn-ü zanda bulun*muş, onun hiçbir kötülükte bulunmayacağını teyit etmiştir. An*cak bununla birlikte erkeklerin, yalnız bir kadının yanına ancak iki veya daha fazla sayıda olmaları durumunda girmelerini em*retmiştir. Bu konuda şeytanın vesveselerine ve şüpheye imkân bırakmamıştır.

14. Erkek birden fazla hanımla evli ise, onlar arasında yeme, içme, kıyafet ve konaklamak hususunda adaîetii davranmalıdır. Bu konuyla ilgili gerekli açıklamalar ileride yapılacaktır.



[610] Nisa, 19.

[611] Bakara, 228.

[612] Tirmîzî, 3892; İbn Hibbân, 1312; Sahih rivayettir.

[613] Buhârî, 5190; Müslim, 892.

[614] Ahmed, Müsned, 6/264; Sahih rivayettir.

[615] Buhârî, 6130; Müslim, 2440.

[616] Yani, konuşursam bana kızar ve beni boşar; konuşmazsam bana ilgi-alaka göstermez, beni kocasızmış gibi yalnız bırakır.

[617] Kocasının iyi ve nazik bir insan olduğunu, onunla olmaktan mutluluk duyduğunu kastediyor.

[618] Parsa benzetmesi, övgü ve yergi amacıyla söylenmiş olması mümkün*dür. Övgü amacıyla söylenmesi durumunda; 'kocasının eve girer girmez kendisiyle ilgilendiğini ve cinsel İlişkide bulunduğunu, birbirlerini çok sevdiklerini, kocasının eve getirdiği yiyeceklerin ve yaptıkları masrafların hesabını sormadığını ve cömert olduğunu kastediyor. '. Yergi amacıyla söylenmesi durumunda; 'İlgisizliğini, eve döndüğündekî yorgunluğunu, hanımına kötü davrandığını, dayak attığını, evdeki ihtiyaçlarını sorma*dığını' kastediyor.

[619] Kocasını, çok yiyip içen ve cinsel ilişkide bulunmayan ilgisiz biri olarak tasvir ediyor.

[620] Yani kocamın evi harikadır, kendisi uzun boyludur, evi misafir kabul edi*lecek bir yerdedir.

[621] Yani sizin kocalarınızdan çok daha hayırlıdır.

[622] Son derece misafirperverdir ve cömerttir.

[623] Burada zikredilen Ebû Zer, meşhur sahabe Ebû Zer Gifârî radiyallâhu anh değildir. (Çev.)

[624] Yani, sabaha kadar uyurum, sabah olduğunda herhangi bir iş için kimse beni kaldırmaz. Hizmetçiler vardır, gereken her işi onlar yapar.

[625] Yani bolluk içerisinde yaşarım.

[626] Buhârî, 5189; Müslim, 2448.

[627] Tahrîm, 6.

[628] Buharı, 115.

[629] Ahmed, 2/250; Hasen rivayettir.

[630] Müslim, 1337.

[631] Ebû Dâvûd, 2142; İbn Mâce, 1850; Ahmed, 4/447.

[632] Buharı, 4942; Müslim, 2855.

[633] Müslim, 2328; Tirmîzî, Şemail, 331; Nesâî, el-İşre, 281; İbn Mâce, 1984.

[634] Nisa, 34.

[635] Ebû Dâvüd, 2142; ibn Mâce, 1850; Ahmed, 4/447.

[636] Buhârî, 1977; Müslim, 1159; Taberî, 2/453; İbn EbiŞeybe, 4/196; Bey-hakî, 7/295.

[637] Bakara, 233.

[638] Yani, aşırılığa ve israfa kaçmadan. (Çev.)

[639] Buhârî, 5364; Müslim, 1714.

[640] Buhârî, 6490; Müslim, 2963.

[641] Bakara, 228.

[642] Nûr7 12.

[643] Hucurât, 12.

[644] Buhârî, 5244.

[645] Müslim, 2173.