Nasreddin hocanın hayatı kısa ve en güzel fıkraları,nasreddin hoca kimdir,nasreddin hoca nerelidir,en komik nasreddin hoca fıkraları,güldürürken düşündüren fıkralar,nasreddin hoca ya tutarsa,kısa nasreddin hoca fıkraları
Nasrettin Hoca'nın Hayatı

Nasrettin Hoca günümüzde kendi adıyla anılan Sivrihisar’ın Hortu Köyü’ nde 1208 yılında doğdu. 1284 yılında Akşehir’ de öldü. Mevcut bilgilere göre babası Hortu Köyü imamı Abdullah Efendi, annesi ise yine aynı köyden Sıdıka Hatun’dur. Kendisi ile ilgili söylenip yazılanlarda yaşamının Selçuklular dönemine denk düştüğü anlaşılmaktadır. Yaşadığı çağda Sivrihisar bölgesi Anadolu Selçukluları ile Bizans arasında sınırı oluşturmaktadır. Bilindiği kadarı ile Nasreddin Hoca Selçuklu hükümdarlarından Alaeddin Keykubat I. Gıyasettin, II.Keyhüsrev, IV. Kılıç Arslan ve III. Gıyasettin Keyhüsrev dönemlerine tanıklık etmiştir.
İlk eğitimini babası Abdullah Efendi’den almıştır. Babasının ölümü üzerine Nasreddin Hoca’nın onun yerine imam olduğu söylenir. Yine bir rivayete göre Sivrihisar’da medrese eğitimi gördüğü ve babasının ölümü üzerine köye dönerek imam olduğu ifade edilmektedir. Söylentilerin doğruluğu konusunda kuşkular olsa da, edinilen izlenim Hoca’nın gençliğinde dini eğitim aldığı yönündedir.
Nasrettin Hoca’nın Akşehir’e göçü öncesinde medresede ders okuttuğu ve Sivrihisar’da kadılık görevinde bulunduğu rivayet edilmektedir. Bu hizmetlerinden dolayı kendisine Nasreddin Hoca Hace isminin verildiği, zamanla bunun Nasrettin Hoca’ya dönüştüğü söylenir.
Babasnın ölümünden sonra bir süre devam ettirdiği imamlığı Cılız Mehmed olarak bilinen birisine bırakarak 1237′de Akşehir’e göçtüğü ve Seyyid Mahmud Hayrani’nin derslerini dinlediği ve onun dervişi olduğu ifade edilmektedir. Yine bu dönemde Seyyid Hacı İbrahim’in derslerini dinlediği de söylenir. Gerek Seyyid Mahmud Hayrani gerekse Seyyid Hacı İbrahim, yaşadıkları çağınnönemli din bilginleridir. Akşehir’de Seyyid Hacı İbrahim’e ait 1266 tarihli vakfiyelerde tanık olarak Nasrettin Hoca’nın imzası mevcuttur.
Nasrettin Hoca’nın Sivrihisar’dan ayrıldığı zamana ilişkin boş bir hikaye anlatılır. O tarihte Sivrihisar kale dizdarı (kaleden sorumlu komutan) Alişar Bey’dir. Nasrettin Hoca’nın da tavsiyeleriyle Alişar Bey, Konya’dan Tuğrul Efendi’yi Sivrihisar’a getirir. Tuğrul Efendi’nin vaazları Hoca da dahil olmak üzere Konya ve Akşehir din ve ilim çevresi konusunda bir çekicilik uyandırır. Sonunda Nasrettin Hoca Konya’ya gitmeye karar verir. Nasrettin Hoca Sivrihisar’dan ayrılırken Alişar Bey kendisine şöyle seslenir. “Sen bu işi önceden kurdun. Kendi yerini dolduracak Tuğrul Efendi’yi bana buldurdun. Şimdi de gidiyorsun. O an Nasrettin Hoca, eşeğini durdurur ve semere ters oturur, şöyle der: “Gidiyorum ama gözüm üzerinizdedir.” Sonuçta Hoca’nın yolu sırasıyla Emirdağ -Afyon-Bolvadin üzerinden Akşehir’e ulaşır.
Nasrettin Hoca Sivrihisar ve Akşehir’de imamlık, hatiplik, vaizlik, müezzinlik, müderrislik ve kadılık gibi işlerle ilgilenmiştir. Geçimini sağlamak amacıyla çiftçilik, bahçıvanlık ve pazarcılık yaptığı söylenir. Hoca, 1284 yılında 76 yaşında Akşehir’de öldü.





Nasrettin Hoca Fıkraları:


Söyle Bari

Hoca ormana gitmiş.Oturmuş bir dalın üstüne, başlamış kesmeye.Aşağıdan geçen bir yolcu Hoca'ya seslenmiş:- Be adam! İnsan oturduğu dalı keser mi ? Şimdi düşeceksin.Hoca adama aldırmamış; işine devam etmiş.Az sonra dal kırılmış.Hoca, cumburlop düşmüş.Düştüğü yerden perişan seslenmiş:
-Düşeceğimi bildin ne zaman öleceğimi de söyle bari.
BU NASIL NAMAZ
Nasreddin Hoca abdest alırken bir ayağına su yetmemiş.Namaz kılarken de bir ayağını yukarı kaldırarak namaz kılmış.Bunu gören camı cemaati :
-Hocam bu nasıl namaz ? diye sormuş.
Nasreddin Hocam :
-Bir ayagı abdestsiz namaz : diye cevap vermiş



9 akçemi 10 akçe mi

Bir gün nasreddin hoca rüyasında bir adamla konuşuyormuş adam 9 akçe diyormuş.Nasreddin hocada 10akçe diyormuş.Nasreddin hoca rüyadan uyanmış ellerinde hiç akçe yok.Geri uykuya dalmış ve adama demiş tamam 9 akçe olsun.



Tutar mı?

Hocanin cani bir gün sarma çeker.Ama elinde yogurt bakraçlari anasi da aglamis ne yapim ne yapim derken aklina göl gelmis.Gelmis gölün kenarina,atmis bakraçlari kenara çikarmis sarmis sigarasini hafif hafif demleniyor.Sonra birden bekçinin düdügünü duymus. Eyvah simdi yandik derken aniden atmis sarmayi bakracin içine sonrada bakraci tutmus göle dökmeye baslamis.O esnada bekçide yaninda bitivermis.Bakmis bakmis anlamamis sonra hocaya sormus ne yapiyorsun diye.Hocada görmüyor musun yogurt mayaliyorum demis. bekçi kahakahalar içinde ilahi hoca koca göl hiç maya tutar mi demis.Hocada ya tutarsa diye cevap vermis.Sonra bekçi ilahi hoca diyip güle güle yoluna devam etmis.Hoca hem keyfine hem yogurda yanarken bekçinin arkasindan bakip simdi bu salak herkese anlatir demis.



Nasrettin Hoca' nın Mezar İsteği

Hoca ölüm döşeğindedir.Evlatlarını toplar ve derki:
Yavrum,sizden ben öldüğümde bir şey yapmanızı istiyorum.
Onlarda:
Buyur babacığım.
Hoca: Ben ölünce mezarımı eski harabe bir yere yapın ve gömerken de üzerime kapayacağınız tahtaları eski ve çürük koyun kefenimide yırtık sarın,der.
Çocuklarıda neden böyle birşey istediğini sorunca.
Hoca: Kabir melekleri geldiğinde benim sorgum yapıldı der ve azabtan kurtarırım.



Acemi Bülbül

Nasrettin Hoca bir gün komşusunun bahçesine girer.Bahçedeki armutları görünce dayanamaz.Bir tane yer,dayanamaz bir daha,bir daha derken armut ağacına çıkıverir.Başlar yemeye.Tam bu sırada bahçenin sahibi çıkagelir.
Hoca şaşkınlıkla başlar bülbül gibi ötmeye.

Bahçenin sahibi şaşkın şaşkın Hocanın olduğu ağacınyanına varıp,
-Ne yapıyorsun burada diye bağırır.
Hoca sakince cevap verir.
-Ben bülbülüm,yuvam da burada,der.
Tekrar cırlak sesiyle ötmeye başlar.
Bahçe sahibi öfkeyle
-Bülbül böylemi öter be adam diye bağırınca,
Hoca
-ben acemi bülbülüm.Ancak bu kadar ötüyorum,der.



Hırsız

Nasrettin hoca bir gün namaz kılarken evine hırsız girmiş; tam hocanın cüzdanını çalacakken Nasrettin Hoca:
Gulhü veallahü felak, arkamdaki salak, hemen cüzdanımı bırak, otur da namaz kılak...



Sıkarken

Nasrettin hoca bir gün yolun kenarında kedisini yıkıyomuş.Yoldan geçen arkadaşı hocaya:
-Hocam kediyi yıkama ölür.
demiş.Hoca aldırış etmemiş ve yıkamış.Arkadaşı dönüşte hocayı tekrar yolun kenarında görmüş.Kedi ölmüştü. adam:
-Hocam ben size kediyi yıkamayın ölür demedimmi? demiş.Hoca:
-Ben kediyi yıkarken ölmediki sıkarken öldü demiş.



Ateş Düştüğü Zaman

Nasreddin Hoca'nın evine tüccar arkadaşı misafir olmuş.Hoca ona mantı pişirip getirmiş. Arkadaşı acele edip mantıyı hemen ağzına atınca boğazı yanmış. Boğazının yandığını belli etmemek için başını tavana doğru dikmiş ve yanmanın etkisi gidince de başını tavandan indirmeyip sormuş :
-Hocam bu tavanı ne zaman yaptınız.
Hoca hemen :
-Boğazına ateş düştüğü zaman, demiş.



Farz

Nasrettin Hocanın evine 3 misafir gelmiş 3 üde birbirinden oburmuş hoca ne yemek getirdiyse sünnettir diye silip süpürmüşler.
O sırada hocanın oğlu gelmiş misafirler aman ne güzel çocuk bu adı nedir diye sormuşlar
Nasrettin Hoca farz dır demiş
Misafirler aaa nasıl isim bu hiç böyle isim duymamıştık demiş
Nasrettin Hocada - yaa sünnet diyeyimde onuda yiyinn demi demiş



Baklava

Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir.
-Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu...
-Beni ilgilendirmez!
-Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu.
-O zaman seni ilgilendirmez!



Ateşle yemek olmaz

bir gün nasrettin hoca arkadaşlarıyla iddaya girmiş ben karlı havada dışarıda 1 gün dururum demiş.
onlar büyük bir ziyafette girmişler nasrettin hoca sadece mumu yakmış .arkadaşları şaşırmış.1 gün durduğuna ama işin içinde ziyafet olunca biri mumla ısındın demiş.kaybetmiş iddayı.daha sonra bir aksam nasrettin hoca arkadaşlarını çağırmış.işte yemek yiyelim diye onlar da gelmiş nasrettin hoca karısını tembilemiş ağacın dalına yemegi as.altına mum yak demiş.o da yapmış.işte arkadaşları beklemiş beklemiş yemek yok hani hocam yemek demişler o da pişiyor demiş.onlarda bir bakalım nasıl pişiyor demişler o da göstermiş piştiği yeri arkadaşlarıda aman hocam yemek mumla nasıl pişer demiş.o da ben nasıl mumla ısiniyor dediyseniz buda böyle pişiyor demiş.



Hocanın İşi

Nasrettin Hoca birgün pazarda 10 akçeye aldığı 10 odunu,
9 akçeye satıyormuş. Etraftan sormuşlar: "Hocam bu ne iştir hiç
böyle ticaret olur mu?"
Hoca gayet sakin cevaplamış:
"Olsun. Önemli olan işi nasıl yaptığın değil,
insanların seni iş yaparken görmesidir."



ALLAH BİLİYOR

Nasreddin Hoca bir cimri tanıdığının evine gittiğinde tanıdığı ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmiş. Nasreddin Hoca bayat ekmeği dişi kesmeyince sinirinden balı kaşıkla yemeye başlamış.Ev sahibinin gözü yerinden oynamış :
-Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanın içini sıyırır, demiş.
Nasreddin Hoca hiç ses çıkarmadan balı bitirmiş ve :
-Kimin içinin sıyrıldığını Allah biliyor, demiş.



Bizde kibir yok

Nasreddin Hoca'ya yapilan sakalar tukenip bitmezdi. Aksehir'liler bir gun Hoca'ya takilir ve sorarlar.
-Hocam senin evliyalar katinda ulu bir kisi oldugun soylenir asli var midir?
Hoca'nin boyle bir iddiasi elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar;
-Her halde oyle olmali.
-Boyle kisiler zaman zaman mucizeler gostererek bu ozelliklerini herkese kanitlar. Hoca madem kabullendin goster bir mucize gorelim!
Hoca;
-Pekala simdi size bir numara yapalim der karsisinda durmakta olan cinar agacina;
-Ey ulu cinar cabuk yanima gel!...
Tabii ne gelen agac var ne giden. Hoca yurumeye baslar agacin yanina varir. Aksehir'liler;
-Ne oldu Hoca agaci getiremedin, kendin oraya gittin! diye gulunce,
Hoca;
-Bizde kibir yoktur, dag yurumezse abDal yurur der.



Namaz

Bir gün bir nasrettin hoca ağacın altından namaz kılıyormuş allah namazlarını kabul etmesi için agaçtaki adam
-Allah'ım duğalarımı kabulet demiş
-Agaçtaki adam etmem
-Yine demiş allahım duğalarımı kabul et demiş
-Yine etmemm demiş
-Nasrettin hoca sinirlenmiş ve etmesen etme saten abdes almamıstım demiş



ALLAHIN RAHMETİ


Yağmurlu bir günde Nasrettin Hoca pencereden dışarı bakarken komşusunun koşa koşa yağmurdan kaçtığını görür pencereyi açar :
-Hey Ahmet Efendi, birde hacı olacaksın rahmetten kaçılır mı?, der.
Zavallı adam eli mahkum sırılsıklam olur. Ertesi gün hocanın komşusu hocayı yağmurdan kaçarken görür ve hocaya bir ders vermek ister :
-Hoca Hoca dün bana diyordun bugün sen neden rahmetten kaçıyorsun, der.
Hoca hiç durmadan yoluna devam eder ve komşusuna şöyle der :
-Ben rahmetten kaçmıyorum sadece allahın rahmetine basmamak için çabalıyorum.



Cennet

Bir gün padişah Nasreddin Hoca' ya sormuş.
Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş.
Hoca padişahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
Padişahın sinirden sakalları titremiş.
Bu durumu gören Hoca :
-Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış.Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.



Nasrettin Hoca ve Cimri


Cimri ve de boş boğazın biri Hocaya:
Ya Nasrettin Hoca demiş demek parayı çok seviyorsun. Acaba neden ?
-Hoca cevabını yapıştırmış. Senin gibilere muhtaç olmamak için...



AKLIN VARSA GÖLE KOŞ


Hoca, bir gün kırlardan topladığı çalı çırpıyı eşeğine yükleyip evine götürürken :
-Acaba, yaş çırpı da kurusu gibi yanar mı? diye düşünür ve şeytana uyarak çakmağını çakar ve alevi çalı çırpıya dokundurur.Aralarında kuruları da bulunan çalı çırpı hemen alev alır.Eşekte bir korku, bir telaş, huzursuzluktur başlar.Anıra anıra, çifte ata ata dört nala koşmağa başlar.Hoca da arkasından olanca gücüyle bağırır :
-Aklın varsa göle koş!



ÇORBA

Hoca'nın canı şöyle bir tarhana çorbası çekmiş.
Başlamış ağzı sulana sulana hayal kurmaya.O sırada kapı çalınmış ve komşunun oğlu
- Hocam,annem hasta,bir tas çorba istiyor,demiş.
Hoca,söylenmiş kendi kendine
- Hey Allah'ım,bizim komşular hayalin bile kokusunu bile alıyor!



Ya üstünde ben olsaydım?


Bir gün Nasrettin Hoca eşeğini kaybetmiş. Allah'a şükrederek eşeği arıyormuş.
onu gören biri yapıyorsun diye sormuş.
Hoca:
Eşeğimi arıyorum, demiş.
Adam:
Peki neden allaha şükredip duruyorsun?
Hoca:
Ya üstünde ben olsaydım!


BANA NE AD KOYARLARDI?


Bir gün Nasretin Hoca'ya Timur :
-Yahu, şu Abbasi halifelerinin her birisi birer lakab almış kimi El mutazımBillah, kimisi de El mütevekkil-Allah, diye anılıyormuş. Ben acaba onların zamanında hükümdar olsaydım, bana ne ad koyarlardı. Hoca hiç çekinmeden :
-Sana da Neüzzü-Billah derlerdi, cevabını vermiş.